sivil anayasa ile etiketlenen yazılar

Seçimler ve Siyasi Partiler konulu odadan

Fahri Alimoğlu 29 Nisan 2008 - 22:54

Siyasi Partiler, Anayasa’ya göre "Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır." Bize göre de, insana en uygun yönetim biçimi olduğu şüphe götürmeyen demokrasilerin olmazsa olmalarıdır. Çünkü millet siyasi partiler üzerinden yönetime katılır ve yine bu partiler vasıtası ile geleceklerini şekillendirmeye çalışırlar.

Ancak siyasi partilere gerek anayasa’nın ve gerekse demokrasi kavramının yüklediği anlam erozyona uğramıştır. Bunun tek nedeninin Siyasi Partiler Kanunu olduğunu söylemek mümkün değilse de, ilk nedenin söz konusu kanun olduğunu söylemek yanlış değildir.

Ancak bununla birlikte siyaset etme kültürümüz de, siyasi partilerin demokratikleşememesinin temel nedenlerinden biridir. İktidara gelmeyi sağlayacak her Lider’in peşinden gitmeye, biat etmeye hazır partililer ile böyle bir lidere oy vermeye hazır kitlelerin varlığı karşısında, “Liderler Sultası” ya da “parti içi demokrasi yokluğu” gibi yaklaşımların siyasi partilerin içinde karşılık bulması mümkün olmanın uzağındadır. Bu siyaset etme kültürüne karşılık yasa zoru ile partileri demokratikleştirmeye çalışmak çok da mantıklı bir yaklaşım gibi görünmemektedir.
Ancak siyaset kültürünün gelişmemesinin en önemli nedeni, yine neredeyse mini bir ceza yasasına dönüşmüş siyasi partiler kanunu ile çok partili demokratik sisteme geçilmesinden bu yana ardı arkası kesilmeyen parti kapatılmaları olmuştur. Partiler kök salmaya, teamül oluşturmaya, bağlılık duyulacak geleneklere sahip olmaya zaman bulacak kadar uzun ömürlü olamamışlardır. Her ne kadar kapatılanın yerine yenisi kurulmuş ise de bu asla bir öncekinin devamı olmamış ve aradaki kesintiler sürekli yeniden başlamayı gerekli kılmıştır.
Ancak bütün bunlara rağmen Siyasi Partiler Kanununun aşağıdaki sonuçları doğuracak biçimde değiştirilmesinin gerekli olduğuna inanıyoruz.
1-Seçimlerde adayları belirleme yetkisi Genel Merkez ve bizzat Lider tarafından kullanılmaktadır. Bunun yasa ile engellenmesi gereklidir.
Şöyle ki;
Bu konuda muhtelif çözüm önerileri getirilebilir. Genel Merkez’in belirleyeceği aday sayısının, toplam aday sayısının belirli bir yüzdesini geçemeyeceği hükmü konabilir. Mesela toplam adayların %10’u Genel Merkez tarafından belirlenir şeklinde bir hüküm ile bu sorunun aşılması sağlanabilir. %10’un küçük bir oran olduğu düşünülebilirse de aslında bu oran seçim sonuçlarına göre çok daha büyük orana ulaşacaktır. %10 oy almış bir partinin milletvekillerinin tamamı, %20 oy almış bir partinin milletvekillerinin yarısı Genel Merkez ve Lider tarafından belirlenmiş olacaktır.

Ancak bu konuda daha radikal bir çözüm önerisini de kamuoyuna sunmakta fayda görüyoruz:

550 olan milletvekili sayısının 450’ye düşürülmesi ve kalan 100 kişinin de partilerin seçimde alacakları yüzdelik oranlara göre dağıtılması düşüncesi uzun zamandan beri üzerinde konuşulan bir projedir. Böylece seçimlerde kullanılan baraj sisteminin mahzurlarının ortadan kalkacağı ve %3 oy alan bir parti de mecliste 3 milletvekili ile temsil edileceği için, temsilde adaletin sağlanacağı belirtilmektedir.

Önerimiz de bununla ilgilidir.

Genel Merkez ve Liderin bu 100 kişiyi seçmesi ve iktidar olunması halinde, hükümeti (bakanlar kurulunu) bu 100 kişinin içinden seçilenlerden oluşturması zorunluluğu getirilebilir. Bu tür bir düzenleme birden çok fayda sağlayabilir. Lider Sultası suçlaması ortadan kalkacağı gibi, seçmenler hükümetin kimlerden oluşacağını önceden bilme şansına sahip oldukları için, tercihlerini de buna göre yapabilirler.

Kalan adayların tespiti konusunda seçim çevresine göre teşkilatların nitelikli delege sistemi ile ve önseçim ile belirlemesi yasaya eklenebilir.

Ancak asıl önemli olan bu konudaki yasal düzenlemenin anayasa metni haline getirilerek siyasi partilerin müdahalesinden korunmasının sağlanmasıdır. Yoksa sistem oturmadan değiştirilecektir.

2-Parti içi muhalefet bu sistemde imkânsızdır.

Muhalefetin sınırlarının genişletilmesi ve muhaliflerin ihracının yargı denetimi altına alınması gereklidir. Lider karşı çıkanların sudan sebeplerle partiden dışlandığı, ihraç edildiği sıkça rastlanan durumlardır. İhraç nedenlerinin asgariye indirilerek hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık ve anlaşılır hale getirilmesi ve ihraç kararlarının yargı denetimine tabi tutulması gereklidir.

3-Üye haklarının genişletilmesi ve bu hakların kullanımını engelleyecek parti tasarruflarının yargısal denetime tabi tutulması da zorunludur.

Siyasi partilere üye olmanın bu gün için üye olanlara tanıdığı haklar hiçbir teminat altında değildir. İlçe teşkilatlarında tutulan üye kayıt defterleri gerçek durumu yansıtmaktan çok kongreler, önseçimler, yoklamalar öncesi doğması istenen sonuçları tanzim edecek biçimde düzenlenme amacına hizmet etmektedirler. Çünkü üye olmak gerçek anlamda hiçbir hukuki teminat altında değildir.

Siyasi Partiler Yasasının değiştirilmesi gereken hükümleri bunlarla sınırlı değildir. Ancak başta da belirttiğimiz gibi hiçbir siyasi parti yasa zoru ile demokratikleştirilemez. Bu yüzden asgari kurallar belirlenmeli ve diğer bir çok husun kanun metninden çıkarılarak partilerin kendi iç tüzükleri ile düzenlenmelidir.
Yazının kaynağı için http://www.yenibiranayasa.com/modules.php?name=News&file=article&sid=3 [yazıya git]

Sayfalar: [ 1 ]