siyasi partiler ile etiketlenen yazılar
Seçimler ve Siyasi Partiler konulu odadan
ORHAN ERDİNÇ 10 Aralık 2007 - 10:16
Bir ülkede gerçekten demokrasiyi kurmak istiyorsak siyasi partiler ve seçim yasalarının demokratik olması ile işe başlamak zorundayız. Eğer, biz demokratik yaşamın asıl unsurları olan siyasi partileri demokratikleştiremezsek ülkemizin siyasal, sosyal ve ekonomik yaşamında da demokrasiden söz edemeyiz. Bu nedenle, siyasi partilerimizin demokratikleştirilmesi için öncelikle, her yurttaşın hiç bir ayırım yapılmadan (askerler dışında) siyasi partilere üye olup etkin olarak çalışabilmesinin yolunu açmalıyız. Bu konuda hiç bir kimse ya da guruba (memurluk vs gibi) bu konuda yasak ya da kısıtlama koymamak gerekir. Siyasi partilerin her kademesinde seçim ve yönetimin demokratik olmasını saylayacak hükümler getirilmelidir. Her kademedeki delegelikler, kesinlikle demokratik seçimlerle belirlenmelidir. Milletvekili aday adaylarının seçmen pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi amacıyla yapılacak ön seçimlerde her siyasi partide kayıtlı tüm üyelerin oy kullanmaları sağlanmalıdır. Bu durum, şimdilerde yakınma konusu olan lider sultasının da önüne geçecektir. Seçimle gelmiş tüm kişi ve kurullar, sadece seçimle ya da mahkeme kararıyla görevden ayrılabilmelidir. Üst kurulların kararıyla görevden almalar kesinlikle yasaklanmalıdır. Siyasi partilerin üst yönetimleri en fazla iki yıl görevde kalabilmeli, ikinci yılın sonunda seçimli genel kurullar ile değişim sağlanmalıdır. Kurulları seçecek delegeliklerin sayıları üye sayılarına göre değil, o seçim yöresinde o siyasi partinin en son milletvekili seçimlerinde aldıkları oy oranına göre belirlenmelidir. Kısaca, siyasal partiler yasası temsilde adalet ve katılımcılığı sağlayıcı çağdaş bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Seçim yasası da, siyasi partiler yasası gibi demokratik olmadıkça ülkede demokrasiyi kurmanın olanağı yoktur. O nedenle, anayasa ne denli demokratik olursa olsun eğer seçim yasanız demokrasi ile uyumlu değilse, bir kısım yurttaşların oyları işe yaramıyorsa, onları temsil edecek kimselerin pallamentoya girmesini engelliyorsa, o ülkede demokrasiyi kurmak gene de olanaklı olmaz. Bu nedenle, önce seçim barajı sıfır olmalıdır. Çünkü, ülkede öne sürülen her fikrin parlamentoda dile getirilmesinden doğal bir şey olabilir mi? Sonra, ülke, seçilmesi düşünülen parlamenter sayısı kadar eşit nüfuslu seçim çevresine bölünmeli. Her seçim çevresinden bir millet vekili çoğunlık sistemi ve iki turlu seçimle seçilmelidir. Bu hem her fikrin parlamentoda temsiline olanak verecek, hem de, nispi temsil sisteminin sakıncalarını bir ölçüde de olsa ortadan kaldıracaktır. İkinci yararı ise iki turlu seçimde, ikinci tura kalan adaylar ikinci turda, onların oylarını alabilmek ve seçilmek için seçim dışında kalmış siyasi partilerle uzlaşmak zorunda kalacaklardır. Bu da, demokrasinin önemli bir özelliği olan uzlaşma kültürünün yerleşmesine katkıda bulunacaktır. Daha önce ön seçim yöndemiyle partilerinin adayı olan ve bu biçimde seçilen parlamenterler de direkt halkın oyuyla seçildiklerinden lider sultası ortadan kalkmış olacaktır. Bu durum ve eşit yurttaş sayısı olan seçim çevresi olgusu, temsilde adaleti de sağlayacaktır. Daha önceleri yakınma konusu olan İstanbul'da 120 bin kişiyle bir palamenter, Bayburt'ta 5 bin kişiyle bir parlamenter seçiliyor söylemlerini de ortadan kaldıracaktır. Kısaca, seçimler, demokratik ve temsilde adalet kavramına uygun bir yasaya kavuşmalıdır.
[yazıya git]
Seçimler ve Siyasi Partiler konulu odadan
Moderatör 29 Kasım 2007 - 20:05
Demokrasilerde siyasi iktidar; halk adına, halk tarafından seçilen ve halka hesap veren yöneticiler tarafından kullanılır. Halkın kendi seçtiği temsilciler aracılığıyla kendi kendini yönetmesini ve gerektiğinde siyasi iktidarın barışçı bir biçimde el değiştirmesini sağlayan en önemli mekanizma seçimlerdir. Bu mekanizmanın gereği gibi işleyebilmesi için, seçimler “serbest” ve “adil” bir şekilde yapılmalı ve belki daha da önemlisi, vatandaşlara sandıkta aralarında tercih yapabilecekleri çeşitli alternatifler sunulmalıdır. Bu alternatifleri oluşturup bir siyasi program halinde halka sunan ise siyasi partilerdir. Vatandaşların bağımsız olarak siyasete girme imkanları olmakla birlikte, günümüzde siyasi partilerin etkinliği ve önemi göz önüne alınarak, çağdaş demokrasiler “partiler demokrasisi” olarak nitelendirilmektedir. Gerçekten, siyasi partiler sadece iktidara gelmek için yarışan örgütler değildir; aynı zamanda temsil ettikleri grupların menfaatlerinin birleştirilip açıklanması, siyasi kadroların yetiştirilmesi, halkın siyasi konularda eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi gibi işlevler de yerine getirmektedirler. İşte bu yüzden; “Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.” (1982 Anayasası, m. 68/2)
Bu başlık altında; seçimlerin yönetimi ve denetiminde hangi unsurlara yer verilmesi gerektiği, hangi seçim sisteminin (siyasi partilerin aldıkları oy oranında yasama organında güç sahibi olmalarını öngören, bir seçim çevresinden birden fazla adayın şeçildiği “geniş bölgeli” “nispi temsil sistemi” veya “yarıdan fazla” oyu alan siyasi partinin “galip” sayıldığı, bir seçim çevresinden tek bir adayın seçildiği dar bölgeli “çoğunluk sistemi” veya karma sistemler) Türkiye’nin ihtiyaçları için uygun olduğu, seçim sisteminde “baraj”a yer verilmesi gerekip gerekmediği, seçme ve seçilme hakkının koşulları, siyasi partilerin kurulma ve kapatılma şartları ve siyasi partilerin demokratik rejime katkısı tartışılacaktır.
[yazıya git]
Seçimler ve Siyasi Partiler konulu odadan
Moderatör 29 Kasım 2007 - 20:05
Demokrasilerde siyasi iktidar; halk adına, halk tarafından seçilen ve halka hesap veren yöneticiler tarafından kullanılır. Halkın kendi seçtiği temsilciler aracılığıyla kendi kendini yönetmesini ve gerektiğinde siyasi iktidarın barışçı bir biçimde el değiştirmesini sağlayan en önemli mekanizma seçimlerdir. Bu mekanizmanın gereği gibi işleyebilmesi için, seçimler “serbest” ve “adil” bir şekilde yapılmalı ve belki daha da önemlisi, vatandaşlara sandıkta aralarında tercih yapabilecekleri çeşitli alternatifler sunulmalıdır. Bu alternatifleri oluşturup bir siyasi program halinde halka sunan ise siyasi partilerdir. Vatandaşların bağımsız olarak siyasete girme imkanları olmakla birlikte, günümüzde siyasi partilerin etkinliği ve önemi göz önüne alınarak, çağdaş demokrasiler “partiler demokrasisi” olarak nitelendirilmektedir. Gerçekten, siyasi partiler sadece iktidara gelmek için yarışan örgütler değildir; aynı zamanda temsil ettikleri grupların menfaatlerinin birleştirilip açıklanması, siyasi kadroların yetiştirilmesi, halkın siyasi konularda eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi gibi işlevler de yerine getirmektedirler. İşte bu yüzden; “Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.” (1982 Anayasası, m. 68/2)
Bu başlık altında; seçimlerin yönetimi ve denetiminde hangi unsurlara yer verilmesi gerektiği, hangi seçim sisteminin (siyasi partilerin aldıkları oy oranında yasama organında güç sahibi olmalarını öngören, bir seçim çevresinden birden fazla adayın şeçildiği “geniş bölgeli” “nispi temsil sistemi” veya “yarıdan fazla” oyu alan siyasi partinin “galip” sayıldığı, bir seçim çevresinden tek bir adayın seçildiği dar bölgeli “çoğunluk sistemi” veya karma sistemler) Türkiye’nin ihtiyaçları için uygun olduğu, seçim sisteminde “baraj”a yer verilmesi gerekip gerekmediği, seçme ve seçilme hakkının koşulları, siyasi partilerin kurulma ve kapatılma şartları ve siyasi partilerin demokratik rejime katkısı tartışılacaktır.
[yazıya git]
Temel Hak ve Özgürlükler konulu odadan
Moderatör 29 Kasım 2007 - 19:51
1982 Anayasası mülkiyet, yerleşme ve seyahat, din ve vicdan, kişi dokunulmazlığı, dernek kurma, bilim ve sanat, basın, düşünceyi ifade, konut dokunulmazlığı, seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma; siyasi parti kurma, partilere girme ve partilerden çıkma, dilekçe, çalışma ve sözleşme, konut, sağlık, sosyal güvenlik, sendika, toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt gibi çok sayıda hak ve özgürlüğü düzenlemektedir. Hangi hak ve özgürlüklerin yeni anayasada güvence altına alınması gerektiği; bu hak ve özgürlüklerin neden ve nasıl sınırlandırılabileceğine yönelik görüş ve öneriler bu başlık altında tartışılması önerilmektedir. [yazıya git]
Anayasa Yapımı konulu odadan
Moderatör 29 Kasım 2007 - 19:31
Anayasaları yapılış yöntemlerine göre iki büyük başlık altında toplayabiliriz; “Demokratik yöntemlerle yapılan anayasalar” ve “Demokratik olmayan yöntemlerle yapılan anayasalar”. Bu ayrımı yaparken kullandığımız temel ölçüt, anayasa yapım sürecinde halkın katılımının sağlanıp sağlanmadığıdır. Demokratik yöntemlerle yapılan anayasalar açısından esas olan anayasa yapım sürecinin her aşamasında, anayasanın gerçek sahibi olan halkın katılımının sağlanmasıdır. Anayasayı yapacak olanların seçimle belirlenmesi, anayasanın oluşturulması aşamasında halkın talep ve görüşlerinin göz önüne alınması ve anayasanın halkoylaması ile yürürlüğe sokulması; anayasayı halkın benimsemesi, ona sahip çıkması için gereklidir. Anayasa yapım sürecinde, halkın talep ve görüşlerini örgütlü bir biçimde ifade edecek olan sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler de çok önemli bir görev üstlenir.
Bu başlık altında; ideal anayasa yapım yönteminin hangisi olduğu, anayasa yapımına halkın nasıl katılabileceği, anayasa yapım sürecinde sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin nasıl bir rol oynayacağı ve anayasanın geniş kitleler tarafından benimsenmesi için ne tür tedbirler alınması gerektiği tartışılacaktır.
[yazıya git]
Etiketler