Haberler

Anayasa Çalışma Metni: Siyasi İktidarın Denetlenmesi, Dengelenmesi ve Anayasalar

21
Haz'10
14:54

Son dönemde gündemin ilk sıralarına taşınan Anayasa Mahkemesi tartışmaları Türkiye’ye özgü değil. Dünyanın başka ülkelerinde de iktidarlar ve yüksek mahkemeler arasında “sürtüşmeler” yaşanıyor. Bu konudaki tartışmalar ilk kez ABD'de yaşandı. Yaşanan tartışmaların bir bölümü anayasa mahkemesinin alanının genişletilmesi, bir bölümü ise anayasa mahkemesi çalışmalarının askıya alınmasıyla sonuçlanıyor.

TEPAV Türkiye’nin gündemimden düşmeyen anayasa konusunda sivil toplumun ve vatandaşın bilgilendirilmesi sürecine katkıda bulunmak amacıyla “Anayasa Çalışma Metinleri” yayınlamaya başladı. Serinin ilk metni “Siyasi İktidarın Denetlenmesi, Dengelenmesi ve Anayasalar” başlığını taşıyor.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Levent Gönenç tarafından kaleme alınan çalışmada “Hukuk Devleti İlkesi ve Siyasi İktidarı Denetlenmesi ve Dengelenmesi”, “Kuvvetler Ayrılığı İlkesi ve Siyasi İktidarın Denetlenmesi ve Dengelenmesi”, “Demokratik Rejimin Doğası ve İşleyişinden Kaynaklanan Denetleme ve Dengeleme Mekanizmaları” ile ”Uluslararası Denetim Mekanizmaları” konuları işlendi. Bu konular çerçevesinde anayasa mahkemeleri de ele alındı.

Çalışmaya göre, ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt, 1930 Dünya Ekonomik Buhranı’nın yıkıcı etkilerinden kurtulmak amacıyla ciddi birtakım ekonomik reformlara girişmiş; bu reformlara karşı çıkan yüksek mahkeme ile yaşanan çatışmalar gündemi meşgul etmişti. ABD’de Federal Yüksek Mahkeme’nin çığır açan kimi içtihatları ve bunlara yönelik tepkiler günümüzde de devam ediyor.

Çalışmanın “Macaristan ve Rusya'da Anayasa Mahkemeleri ile Siyasi İktidar Arasında Yaşanan Gerilimler” başlıklı bölümüne göre ise, “kuruluşunu takiben Rusya Federasyonu Anayasa Mahkemesi, Başkan Valery Zor'kin'in liderliğinde, kendisini, Rusya'nın otoriter geleneğini yürütme organı özelinde yeniden inşa etmeye çalışan siyasi iktidar ile girdiği akıl almaz sertlikteki bir mücadelenin içinde buldu.” Metinde şu ifadelere yer verildi:

“Yasama organının tümüyle sindirildiği ve sistemdeki tüm yetkilerin yürütme organında toplandığı bir siyasi iklimde Mahkeme, Başkan Zor'kin'in ifadesiyle; "geriye, dumanı tüten küllerden başka hiçbir şey kalmadıktan sonra göreve çağrılan bir itfaiye gibi davranmayı…" reddederek, anayasal düzeni savunma adına kuvvetli siyasi mesajlar veren bir organ haline dönüştü. Başkan Boris Yeltsin ile Anayasa Mahkemesi arasındaki sürtüşme bir dönem o kadar alenileşti ki; Mahkeme'nin 13 yargıcı, Başkan Yeltsin tarafından "bağlılıklarını test etmek amacıyla" özel bir toplantıya dahi davet edilebildi. Yargıçların çoğunluğunun görmezden geldiği bu davete katılan 6 yargıcın da içeride konuşulanlar hakkındaki suskunluklarını ısrarla korumaları, Yeltsin'in "önerilerinin" hukuka aykırılığı konusunda güçlü işaretler olarak kabul edildi.

Bütün bu dönem boyunca pek çok ‘zor’ karara imza atan Anayasa Mahkemesi'nin hukuki varlığı, en sonunda Başkan Boris Yeltsin tarafından 1993 yılında imzalanan 1612 sayılı Başkanlık Kararnamesi ile askıya alındı. 1994 yılında, bu sefer Vladimir Tumanov'un başkanlığında yeniden faaliyete geçen Anayasa Mahkemesi ile ise, bu sefer çok daha sınırlı bir yargısal aktivizmin hakim olduğu yeni bir dönemin kapıları açılmış oldu.”

Sözkonusu çalışmaya göre, anayasa mahkemeleri ile siyasi iktidarlar arasında ciddi gerilim yaşanan bir diğer ülke ise Macaristan oldu. “Anayasa Mahkemesi'nin geniş yetkilerle donatıldığı Macaristan’da Yüksek Mahkeme'nin ortaya koyduğu performans, siyasi seçkinler açısından tam bir şok etkisi yarattı. Gerçekten, ortalamaya vurulduğunda Parlamento'nun kabul ettiği her üç yasadan birini iptal eden Mahkeme; ölüm cezasından toprak reformuna kadar pek çok konuda siyasilerin ve halkın tepkisini çeken kararlara imza attı. O kadar ki, Mahkeme'nin verdiği bazı kararlar, iktidarın büyük ortağı ‘Macar Demokratik Forumu’nun Budapeşte'de protesto mitingleri düzenlemesi noktasına kadar uzanan gerilimlere neden oldu.”

Dr. Gönenç’in çalışmasına göre, bu alandaki farklı bir gelişme ise Fransa’da oldu. 2008 yılında Fransa’da Anayasa Değişikliği Hakkındaki Kanun'un kabulü ile birlikte, 1958 Fransız Anayasası'nın 89 maddesinin 33'ünde önemli değişiklikler yapıldı. Bu değişikliklerden biri de ve Anayasa Konseyi'nin yeniden yapılandırılmasına ilişkindi . Metin’de şu ifadelere yer verildi:

“Fransız Anayasa Konseyi, orijinal haliyle, belli siyasi organların başvurusu üzerine, yalnızca yasaların yürürlüğe girmelerinden önce ve soyut bir denetim yapmakla yetkili idi. Konsey, zaman içinde içtihatlar yoluyla sistem içindeki ağırlığını önemli ölçüde arttırmış ve büyük bir saygınlık kazanmış olsa da, bu temel esas aynı kalmıştı. Bu son değişiklikle birlikte ise, Anayasa Konseyi'nin yasalar üzerinde anayasaya uygunluk denetimi yapma yetkisi, bunların yürürlüğe girmelerinin ardından yapılan ve somut uyuşmazlıkların çözümü vesilesiyle harekete geçirilen bir denetim biçimine dönüştürülmüş oldu.

Bu yeni sistem, Türkiye Cumhuriyeti anayasal sistemindeki ‘somut norm denetimi’ne, başka bir ifadeyle, Anayasa'nın 152. maddesinde düzenlenen ‘Anayasa aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi’ sistemine benzemektedir.

Fransız anayasal sisteminde kabul edilen bu değişiklik, kimileri tarafından, Konsey'in 1971 yılında Anayasa'ya bir temel haklar şartı ithal etmek suretiyle yapmış olduğu ‘yargısal ihtilal’in, aradan 40 yıl geçtikten sonra siyasi güçler tarafından da resmen kabul edilmesi olarak yorumlanmaktadır.”

TEPAV Anayasa Çalışma Metinleri : Siyasi İktidarın Denetlenmesi,Dengelenmesi ve Anayasalar [PDF, 6MB]
[ ^ yukarı çık]

Anayasa Platformu çalışmalarını yeniden başlatıyoruz

09
Nis'10
09:59

Anayasa Platformu Girişim Grubu 09.04.2010 tarihli toplantısı sonucuna ilişkin ortak basın açıklaması yaptı. Ortak açıklama şöyle:
“Yeni bir Anayasa için Anayasa Platformu çalışmalarını yeniden başlatıyoruz. Yeni Anayasa için Türkiye Konuşmaları Nisan ayı içinde İstanbul Ulusal Çalıştayı ile başlıyor.

Türkiye’nin demokratikleşmesine temel oluşturacak, evrensel ilkeleri esas alan, yeni bir Anayasaya ihtiyacı vardır.     

Çağdaş demokrasilerde Anayasalar güçlerini ve meşruiyetlerini arkalarındaki toplumsal iradeden alır. Bu nedenle Anayasa değişikliklerinin geniş bir toplumsal mutabakata dayanması çok önemlidir. Yeni Anayasa, mümkün olan en geniş mutabakatı hedefleyen katılımcı bir süreçle oluşturulmalıdır.

Türkiye’nin yeni bir Anayasaya ihtiyacı olduğu konusunda uzun bir süredir geniş bir mutabakat bulunmaktadır.  Bizler TOBB, TİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, KAMU-SEN, TESK ve TZOB olarak ülkenin her yerinde örgütlü yapımızla yeni Anayasa ihtiyacı konusundaki geniş mutabakatı temsil ediyoruz.

Bizler, ortak iradeyi yansıtması beklenen en temel yasa olan Anayasa’nın ilkeleri konusunda ortak bir tartışma alanı yaratmak amacıyla 2007 yılında bir araya gelerek Anayasa Platformu’nu oluşturduk.

83 sivil toplum örgütünden 250 kişinin katılımıyla Ankara’da yapılan ulusal çalıştayda Anayasanın temelini oluşturması gereken ilkeler ortak akla dayalı olarak belirlendi.  Ortak akıl, Anayasamızın değiştirilemez hükümlerini ve 1995 yılından itibaren Avrupa Birliği uyum sürecinde yapılan Anayasa değişikliklerini kazanım kabul ederek bir dizi sonuç ortaya koydu ve birlik sembolü olacak bir Anayasanın katılımcı bir şekilde yapılabileceğini gösterdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemindeki Anayasa değişikliği paketinin Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde çoktandır atılması gereken bazı adımları içerdiğini görüyoruz. Yine de, daha önce de ifade ettiğimiz gibi, demokratik ve sivil bir Anayasa’ya olan ihtiyaç devam etmektedir. Türkiye’nin, bu konuda zaten var olan mutabakatı artık katılımcı bir anlayışla demokratik, sivil, eşitlikçi ve özgürlükçü yeni bir Anayasaya dönüştürmesi gerekmektedir.

Dün bütünsel bir Anayasa yapabilmek maalesef mümkün olmadı. Bu sefer başarabilmeliyiz. Artık süreci tamamına erdirmeli, toplumsal istişare sürecini hayata geçirerek yeni bir Anayasa yapabilmeliyiz.

Başarının yolu herkesin meseleleri açıklıkla tartışarak doğru olanı yapmasıdır.  Açık tartışma demokrasinin temelidir. Demokrasi, ayrıca güçlü bir ekonominin ve güçlü bir sosyal sistemin de temel ön koşuludur.

Türkiye’nin yeni Anayasasını kendi içinde tartışarak, katılımcı bir biçimde oluşturabilmesi hem gerekli hem de mümkündür. Türkiye kendi geleceğini uygarca tartışabilecek demokratik kültür ve olgunluğa sahiptir.

İhtiyacımız, ortak aklı ortaya çıkaracak açık tartışma platformunu ülkenin her yerinde oluşturmaktır. Ortak aklı ararken, toplam aklı zenginleştirecek geniş bir malumat altyapısına da ihtiyaç duyulmaktadır. Demokratik tartışma ortamının bilgi ile zenginleşeceği ve derinleşeceği açıktır. Diğer yandan, sağlıklı bir tartışma ortamı da ülkemizin bilgi ve deneyim birikimine katkıda bulunacaktır.

Bu çerçevede, bizler, Anayasa Platformu Girişim Grubu olarak bir araya geldik. Farklı kesimleri, farklı görüşleri temsil ediyoruz. Birçok toplumsal konuda duruşlarımız aynı olmayabilir. Ancak, daha önce de ifade ettiğimiz gibi, yeni bir Anayasanın gerekliliği konusunda hemfikiriz.

Bu gerçekler doğrultusunda, Anayasa Platformu Girişim Grubu olarak,
    a.Yeni Anayasa İçin Türkiye Konuşmaları genel başlığı altında ulusal ve yerel çalıştaylarla bir açık tartışma ortamını başlatmaya,
    b.Bu süreçle yeni Anayasamızın nasıl şekillenmesi gerektiğine ilişkin ortak aklı oluşturmaya,
    c.Tespitlerimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aktarmaya,
    d.Demokratikleşme sürecini bu çerçevede bir bütün olarak ele almak suretiyle sivil toplum kuruluşları olarak katkı sağlamaya
karar verdik.

Girişimci grup olarak 2007’de de olduğu gibi Anayasa Platformu’nun yurt çapında örgütlü tüm Meslek Örgütleri ve STK’ların katılımıyla genişlemesini diliyoruz, hepsini bu sürece katılmaya ve katkı yapmaya çağırıyoruz.

“Yapılıncaya kadar her şey yapılamayacakmış gibi görünür”.

Katılımcı bir süreçle tasarlanmış ve Türkiye’nin önemli sorunlarını gidermeye yönelik yeni bir Anayasa mümkündür.

Türkiye’yi statükoya mahkûm etmeyen bir Anayasa mümkündür.

Huzur içinde bir arada yaşamamıza imkân tanıyacak bir Anayasa mümkündür.

Kaliteli demokrasinin, güçlü ekonominin Anayasasını yapmak mümkündür.

Gerçek ve bütüncül demokratikleşme mümkündür." [ ^ yukarı çık]

Anayasa Platformu Nasıl Ortaya Çıktı, Neden Yarıda Kaldı?

08
Nis'10
08:00

11. Cumhurbaşkanı seçiminin Türkiye gündeminde bir kriz yarattığı ve erken seçim kararının alındığı döneme denk gelen 27 Mayıs 2007 tarihli TOBB Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Başkan Rifat Hisarcıklıoğlu Türkiye’nin, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iyi bir sınav veremediğini, sorunun siyasi sistemde aranması gerektiğini belirtmişti. Konuşmasında Hisarcıklıoğlu seçimlerle oluşacak yeni Meclis’in katılımcı bir şekilde yeni bir anayasa hazırlamasına ihtiyaç olduğunun altını çizmiş ve yeni anayasanın temelinin, vatandaşına güvenen, ona hizmet için var olan, seçmen ve seçilen arasında güçlü bir bağ kuran modern devlet anlayışı olması gerektiğini vurgulamıştı.

Bu dönemde, daha sonra Anayasa Platformu Girişim Grubu’nu oluşturacak olan Ekonomik ve Sosyal Konseyin Hükümet-dışı kuruluşlarını temsil eden TOBB, TİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, KAMU-SEN, TESK ve TZOB yaptıkları çeşitli açıklamalarla yeni bir anayasaya olan ihtiyacı vurgulayarak Anayasa’nın olabilecek en geniş uzlaşma sağlanarak katılımcı bir süreçle hazırlanması gerektiğini belirtmişlerdi.

22 Temmuz 2007 seçimlerine yeni bir anayasa vaadiyle giren Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçimi kazanmasının ardından Başbakan R. Tayyip Erdoğan, vatandaşların kime oy vermiş olurlarsa olsunlar tercihlerine saygı duyduklarını ve farklılıkları demokrasinin gereği olarak gördüklerini ilan ediyor ve ilerleyen günlerde anayasa değişikliği konusunu hızla hükümetin gündemine alıyordu.

Bilindiği gibi, Adalet ve Kalkınma Partisi adına bir anayasa taslağı çalışması hazırlamak üzere akademisyenlerden oluşan bir bilim kurulu oluşturuldu. Anayasa yapımı için seçilen yöntem, özetle bilim kurulunca bir taslak hazırlanması, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından revize edilmesi ve son taslağa ilişkin görüşlerin alınarak TBMM’ye getirilmesi, kamuoyunda belli maddelerle ilgili bütüncül olmayan tartışmalara ve daha önce hazırlanmış olan Anayasa taslaklarıyla birlikte bir tür taslaklar yarışına yol açtı. Diğer yandan herhangi bir taslağın Meclis içinde nasıl ele alınacağı, anayasa değişikliği konusunda Meclis’in meşruiyeti (kurucu meclis, temsil oranı vb.), değiştirilemez maddelerin durumu konusundaki tartışmalar gündemi sürekli meşgul etmekteydi.

25 Eylül 2007 tarihinde Ekonomik ve Sosyal Konseyin Hükümet-dışı kuruluşlarını temsil eden 7 kuruluş yaptıkları ortak açıklamada yeni anayasa ihtiyacını çok net olarak gördüklerini ve yeni anayasa için bir tartışma platformu oluşturacaklarını ilan ettiler.

9 Ekim 2007 tarihinde Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in de katıldığı toplantıda ve 10 Ekim tarihinde yapılan ortak açıklamada, söz konusu kuruluşlar anayasa hazırlama sürecinin en az anayasanın içeriği kadar önemli olduğunu ifade ederek alternatif bir anayasa taslağı hazırlamayacaklarını, anayasa tartışmasına doğru yerden, yeni anayasanın dayanması gereken temel ilkeleri belirleyerek başlayacaklarını ve tartışmaya toplumun tüm kesimlerini, Türkiye’nin tüm bölgelerini dahil etmek istediklerini, bu süreçte herkesin birlikte çalışması gerektiğine inandıklarını ve kimseyle yarış içinde olmadıklarını belirttiler.

Bu amaç çerçevesinde TOBB, TİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, KAMU-SEN, TESK ve TZOB girişimiyle Anayasa Platformu oluşturuldu. Anayasa Platformu TÜSİAD, TBB, TÜRKONFED, MÜSİAD, MEMUR-SEN, TUSKON, ASKON, TÜGİK, KAGİDER, KADER, TÜGİAD ve TVYD'nin de katılımıyla genişledi ve "Anayasa Platformu Söz Sizde" adı verilen sürecin başlangıcı için çağrı yapıldı. Çağrıda temel amacın anayasa konusunda kesin bir toplumsal uzlaşma sağlamak değil, anayasa gibi ortak iradeyi yansıtması beklenen en temel yasanın, en temel ilkeleri konusunda vatandaşların doğrudan ve üye oldukları sivil ve meslek örgütleri aracılığıyla katılacakları ve kendi aralarında tartışacakları bir ortam yaratmak olduğu vurgulandı.

Bu amaca yönelik ilk çalışma olarak 8-9 Aralık 2007 tarihinde 83 sivil toplum kuruluşundan 250 kişinin katılımıyla Anayasa Platformu Ulusal Çalıştayı gerçekleştirildi. Katılımcıların arama konferansı yöntemiyle küçük gruplar haline çalıştıkları, büyük gruplarda çalışmalarını ortaklaştırdıkları bir tasarımla gerçekleştirilen çalıştayda sağlanan ortak akıl ile yeni bir anayasanın dinamiklerini oluşturacak 35 temel ilke belirlendi.

Ankara’da yapılan Ulusal Çalıştay, sivil toplumun farklı kanatları arasında ilkeler bazında uzlaşmaya dönük bir diyalogun ve katılımlı bir anayasa yapım sürecinin mümkün olduğunu, anayasanın bir çatışma unsuru değil bir mutabakat zemini olabileceğini göstermekteydi. Çalıştayda oldukça çetrefilli konuların gündeme gelmesine karşın ortak akıl anayasanın üzerine inşa edilmesi gereken temel ilkeleri belirleyebildi.

Çalıştay aynı zamanda, tartışmayı daha geniş bir tabana yayma ve eşzamanlı olarak malumat katkısı sağlama yoluyla Anayasa yapım sürecinde de gündeme gelen ve toplumsal gerilimi tırmandıran bazı uzlaşmazlık konularında da çözüm arayışını yaygınlaştırmak ve derinleştirmek için iletişim kanalları açabilme fırsatını ortaya koyuyordu.

Çalıştayla başlatılan süreç toplumsal uzlaşmaya yeni bir anlayış getirmekteydi. Toplumsal uzlaşmanın sadece Meclis'te oylama yapılması ve ardından halkoylamasına sunulması şeklinde sağlanması yerine bu süreçten önce toplumsal uzlaşmanın zemini olarak bürokratik, akademik veya siyasi seçkinleri aşan, geniş bir katılımı içeren ve sivil toplumu kucaklayan bir sürece vurgu yapmaktaydı.

Gerek çalıştaya katılan STK’lar gerek girişim grubunda yer alarak çalıştaya ortam sağlayan STK’lar çalıştayın sonuç bildirgesine ve tartışma içinde söylenenlere değil, tartışma sürecinin kendisine sahip çıkmışlar ve sürecin diğer çalışmalarla devam etmesi gerektiğini vurgulamışlardır.

Ankara Ulusal Çalıştayı’nın ardından 23-24 Şubat 2008 tarihlerinde İstanbul’da İkinci Ulusal Çalıştay hazırlıklarına başlandı. İstanbul Çalıştayı hem katılımlı bir anayasa yapım sürecinin devamlılığını sağlamak, hem de toplumsal sorunlarımızı karşılıklı konuşarak bütünsel bir perspektifle anayasal meselelerimize, herhangi bir görüşü ya da duruşu dışlamayacak, yenilikçi, yaratıcı, alternatif çözümler üretmek üzere yapılandırıldı.

Ancak İstanbul Çalıştayı’nın hazırlıklarının yapıldığı dönemde bütüncül olması gereken anayasa tartışmaları ne yazık ki yükseköğretimde başörtüsünün serbest bırakılmasını öngören anayasa değişikliği teklifine indirgendi. Cumhurbaşkanı’nın teklifi onaylamasıyla ortak aklı arayan, mutabakat zeminini genişletmeye çalışan Anayasa Platformu süreci sekteye uğradı. Türkiye’nin temel pek çok meselesini anayasa ile ilişkileri bağlamında tartışmayı öngören İstanbul Çalıştayı tek bir meselenin gölgesinde kalmaması için ertelendi. Daha sonra sisteme dair yapısal sorunlar devam etse de bütüncül bir yeni anayasa tartışmasının ülke gündeminden çıkması nedeniyle Anayasa Platformu süreci yarıda kaldı. Türkiye geliştikçe, büyüdükçe daha iyi bir demokrasiye ihtiyaç duymaktadır. Mevcut anayasanın değişmesi, değişmemesi, geliştirilmesi, yeniden yazılması tekrar tekrar Türkiye’nin gündeminde kutuplaşmalara yol açan bir mesele haline gelmektedir. Gelinen noktada, ayrıştırıcı değil birleştirici ve katılımcı bir anayasa hazırlama süreci öngören Anayasa Platformu çalışmalarının sürdürülmemesinin önemli bir eksiklik olduğu ortaya çıkmaktadır. [ ^ yukarı çık]

Türkiye’nin yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı devam etmektedir, bu konudaki çalışmalarımıza devam edeceğiz

24
Mar'10
08:00

TOBB, TİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, T.KAMU-SEN, TESK ve TZOB; KİK Türkiye Kanadını oluşturan kuruluşlar olarak, 23.03.2010 tarihli toplantısı sonucuna ilişkin ortak basın açıklaması yaptı. Açıklama şöyle:

"TOBB, TİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, T.KAMU-SEN, TESK ve TZOB olarak KİK Türkiye Kanadını oluşturan kuruluşların,

23.03.2010 tarihli toplantısı sonucuna ilişkin Ortak Basın Açıklaması

Mevcut Anayasamızın günümüzün siyasi, toplumsal ve iktisadi ortamına uymadığını uzun süredir ifade ediyorduk.

Özellikle de ekonomimiz ve sosyal gelişimimiz; eskinin şartlarına göre oluşturulmuş bir hukuki yapı ile daha fazla yol alamamaktadır.

Bu çerçevede çeşitli meslek ve sivil toplum örgütleriyle birlikte 2007 yılında Anayasa Platformu’nu meydana getirerek bu konuda yapılan çalışmalara katkı sağlamayı da amaçladık.

Anayasa Platformu ile yeni bir anayasa mutabakatının toplumda nasıl ses bulduğunu tescil etmiş ve anayasanın dayanması gereken temel ilkeleri ortaya koymuştuk.

Bugün gündeme getirilen değişiklik önerilerinin, geniş bir mutabakatla sonuçlandırılmasını bekliyoruz.

Başlayan bu sürecin, kaybolan uzlaşma zemininin yeniden tesis edilmesi için bir fırsat olabileceğini düşünüyoruz.

Burada elde edeceğimiz ivme, ekonomideki tıkanıklığı gidermeye de yardımcı olacaktır.

Öte yandan yapılacak değişikliklerin, önemli olmakla birlikte, yeni Anayasa ihtiyacını tam olarak karşılamadığının bilincindeyiz.

Değişiklik taslağında, ekonomiyi ve çalışma hayatını düzenleyen kurallara yer verilmemiş olmasını da önemli bir eksiklik olarak görüyoruz.

Türkiye’nin, hassasiyetlerini dikkate alan, iyi kurgulanmış, yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı devam etmektedir.

Beklentimiz, demokratik, lâik, sosyal hukuk devleti yapımızı koruyan, hak ve özgürlükleri esas almış, hukukun üstünlüğü temeline oturan, değişime açık, toplumun değerleriyle bütünleşmiş ve uzlaştırıcı yeni bir Anayasa’nın hazırlanması ve hayata geçirilmesidir.

Bu konudaki çalışmalarımıza devam edeceğiz." [ ^ yukarı çık]

Anayasa Çalışma Metni: İspanya’nın Kademeli Demokratikleşme Sürecinde Anayasa İnşası

08
Oca'08
13:14

Yeni anayasa tartışma sürecinin bilgi içeriğini arttırmak amacıyla yürütülmekte olan çalışmalar kapsamında hazırlanan çalışma metni İspanya'da General Franco'nun ölümünden sonra başlayan demokrasiye geçiş döneminde anayasanın yapım sürecini özetliyor.

İspanya’nın 6 Aralık 1978 tarihinde yapılan halk oylamasıyla kabul edilen Anayasası, General Franco’nun ölümünden sonra başlayan “Demokrasiye Geçiş” (Transición Demócratica) dönemini taçlandıran bir uzlaşma metnidir. Aslında, bu dönemin koşulları öylesine ağırdır ki Anayasa’nın kabulü tüm sorunların bir anda geride bırakılması anlamına gelmemiş, İspanya her şeyin yoluna gireceği bir anda, 23 Şubat 1981 tarihinde, ayrılıkçı terörün kışkırttığı askeri bir darbe girişimi de yaşamıştır. Darbenin başarısız kalmasını sağlayan Kral Juan Carlos başta olmak üzere, bu demokratikleşme sürecinde rol oynayan Başbakan Adolfo Suárez ve ana muhalefet lideri Felipe Gonzalez gibi siyasi aktörler belki de dünyada eşi az görülen bir demokratikleşme sürecinin kahramanları olmuşlardır. O bakımdan Anayasa’nın hazırlık aşamasına ve bu noktaya nasıl gelindiğine de kısaca göz atmakta yarar vardır.

PDF formatındaki metni okumak veya bilgisayarınıza indirmek için lütfen tıklayınız. [ ^ yukarı çık]

Ankara Çalıştayı'nın Ayrıntılı Sonuçları Yayımlandı

04
Oca'08
09:36

8-9 Aralık 2007'de Ankara'da gerçekleştirilen Anayasa Platformu 1. Ulusal Çalıştayı'nın ardından ortak sonuçlar 12 Aralık'ta düzenlenen basın toplantısıyla duyurulmuş ayrıntılı raporun daha sonra açıklanacağı belirtilmişti.  Sonuç Raporu Ankara Çalıştayı'nda ele alınan konuları ve yapılan tartışmaları çalıştayın ortak sonuçlarıyla ilişkilendirerek analiz etmektedir. Diğer yandan sonuç raporunun ekinde yer alan çalıştay tutanakları çalıştayda  Güçlü Yanlar-Zayıf Yanlar-Fırsatlar-Tehditler (GZFT), Anayasa İlkeleri, Anayasa Mimarisi başlıklarında yapılan grup çalışmalarını, ortaklaştırma ve bütünleştirme çalışmalarının sonuçlarını ve genel oturumlarında belirtilen görüşleri içermektedir. Belgelere aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

SONUÇ RAPORU
TUTANAKLAR
 
[ ^ yukarı çık]

Değerlendirme Notu: Anayasa Aceleye Getirilmemeli

03
Oca'08
14:00

Anayasa Platformu 1. Ulusal Çalıştayı kapsamında üzerinde en çok durulan konulardan biri Anayasa yapım süreci oldu. Katılımcılar gruplar halinde anayasa yapımının nasıl olması gerektiğini tartıştılar. İki temel konudaki uzlaşma ve vurgu çok güçlüydü: 1) Bir toplum sözleşmesi olan anayasanın aceleye getirilmemesi, enine boyuna tartışılması ve sindirilmesi 2)Anayasa yapım sürecine sivil toplumun etkin katılımı.

Anayasa yapımı konusundaki tartışmalara ilişkin olarak hazırladığımız değerlendirme notunu bilgisayarınıza indirmek için lütfen tıklayınız.
[ ^ yukarı çık]

Anayasa Çalışma Metni: Fransız Anayasa Tartışması

26
Ara'07
16:51

Yeni anayasa tartışma sürecinin bilgi içeriğini arttırmak amacıyla yürütülmekte olan çalışmalar kapsamında hazırlanan çalışma metni Fransa'da Anayasal Reform Komisyonu ekseninde devam eden tartışmaları özetliyor. Anayasaların, süreçlerinden ayırt edilemez metinler olduğu Fransa örneğinde de açıkça ortaya çıkıyor. Günümüzde Fransa’da siyasilerin önemli bir bölümü, yarı-başkanlık sistemi olarak adlandırılan, çift başlı bir yürütme organına dayalı mevcut yapının toplumun beklentilerini yeterince karşılamadığına inanıyor. Nitekim 2007 Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının gündeminde de bu konu önemli bir yer tuttu. Fransa’nın kurumsal reform ihtiyacını tahlil etmeye çalıştığımız zaman, bugün sorun yaratan 1958 Anayasa’sının oluşturduğu güçler dengesinin oluşumunda dönemin siyasi koşullarının belirleyici rol oynadığını görüyoruz. Anayasal Reform Komisyonu’nun yürüttüğü, güçler kurgusunda yeni fren ve denge mekanizmaları arayışı işte bu temeller üzerine kuruldu. Amacı, 1958 Anayasa’sının ortaya koyduğu sistemi çağın koşullarına daha uygun bir şekilde uyarlamak ve güçler kurgusunu daha dengeli ve etkin kılmak.

PDF formatındaki metni okumak veya bilgisayarınıza indirmek için lütfen tıklayınız.

[ ^ yukarı çık]

Son Değil Başlangıç: Ulusal Çalıştayın Ortak Aklı Açıklandı

12
Ara'07
12:55

8-9 Aralık 2007 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen Anayasa Platformu Ulusal Çalıştayı sonucunda elde edilen "ortak akıl" basın toplantısıyla açıklandı.Katılımlı bir anayasa yapım sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilen çalıştaya dair TOBB Başkanı M.Rifat Hisarcıklıoğlu'nun Anayasa Platformu Girişimi adına yaptığı ortak açıklama ve çalıştayın sonuç raporu özetine aşağıdaki bağlantılardan erişebilirsiniz. Çalıştayda ele alınan tüm tartışmaları içeren ayrıntılı sonuç raporu önümüzdeki günlerde yayınlanacaktır.

Anayasa Platformu Girişimi Ortak Açıklaması

Anayasa Platformu Ulusal Çalıştayı Sonuç Raporu Özeti


[ ^ yukarı çık]

Ulusal Çalıştayın sonuçları 12 Aralık'taki Basın Toplantısıyla Açıklanacak

10
Ara'07
16:21

Anayasa Platformu Ulusal Çalıştayı, 8-9 Aralık 2007’de Ankara’da toplandı. Toplantıya aralarında 83 adet sivil toplum ve meslek örgütününün yanında bilim, sanat ve iş dünyasından yaklaşık 250 kişi katıldı. Ulusal Çalıştay’ın temel amacı, anayasa yapım sürecine sivil toplumun doğrudan katılımının ve katkısının sağlanabileceğini herkese göstermekti. Ulusal Çalıştay ve bu Çalıştay’da kullanılan katılımcı karar alma yöntemi bu açıdan başarılı olmuştur.

Çalıştay’ın sonuçları, 12 Aralık 2007, Çarşamba günü saat 10:00’da, TEPAV’da yapılacak basın toplantısı ile açıklanacaktır.

[ ^ yukarı çık]

TÜSİAD ve TÜRKONFED anayasanın dayanması gereken ilkelere ilişkin görüşlerini açıkladılar

07
Ara'07
21:13

TÜSİAD Anayasanın temel ilkelerine ilişkin görüşlerini açıkladı. TÜSİAD’ın görüşleri “Çağdaş Bir Anayasanın Önkoşul, İlke ve Kurumları” isimli belgede yer aldı. TÜSİAD anayasa platformu çalıştayında çıkan sonuçları belgede belirtilen ilkeler çerçevesinde değerlendireceğini belirtti.

TÜRKONFED ise yeni anayasanın yapım süreci ve temel prensipleri ile ilgili görüşlerini “Yeni Anayasa Yapım Süreci ve Temel Prensipler” isimli belge ile açıkladı. TÜRKONFED çalıştayda bu belgede yer alan görüşlerin sunulacağını bildirdi.

Belgeleri aşağıdaki bağlantılardan bilgisayarınıza indirebilirsiniz:

TÜSİAD - Çağdaş Bir Anayasanın Önkoşul, İlke ve Kurumları

TÜRKONFED - Yeni Anayasa Yapım Süreci ve Temel Prensipler [ ^ yukarı çık]

Anayasa çalışma metinleri yayınlanmaya başlandı

07
Ara'07
10:47

Yeni anayasa tartışma sürecinin bilgi içeriğini arttıracak araştırma ve değerlendirmeler yayınlamaya başlandı. Anayasa Çalışma Metinleri dizisinin ilki Güney Afrika anayasa yapım sürecini irdeleyen bir çalışma. Önümüzdeki günlerde diğer ülke örnekleri, Türkiye anayasal tarihi ve anayasal ilkelere ilişkin bir dizi çalışma bu çerçevede yayınlanacak.

Güney Afrika Anayasası: Bir Ülkenin Ruhu
Güven Sak, Özgün Özçer

Günümüzün en orijinal, en katılımcı ve en demokratik anayasa hazırlama süreci, Güney Afrika’da, ayrımcı apartheid rejiminin sona ermesinin ardından 10 Aralık 1996’da onaylanan1 ve 7 Şubat 1997’de yürürlüğe giren Anayasa’nın hazırlandığı süreç olarak kabul görür. Ayrımcılığın en üst düzeyde olduğu, etnik gruplar arası gerilimlerin sıkça yaşandığı, sosyal eşitsizliklerin ve kutuplaşmaların çok büyük olduğu, Güney Afrika gibi bir ülkede anayasa sürecinin en büyük başarısı, eğitim seviyesinin düşüklüğü ve kültürel farklar yüzünden çok farklı öncelik ve özlemleri olan bir toplumu insan haklarına son derece saygılı, çok demokratik ve bir o kadar da etkili bir metnin etrafında birleştirmesidir.

Devamı için lütfen tıklayınız.
[ ^ yukarı çık]

TOBB, TİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, Türkiye KAMU-SEN, TESK ve TZOB Tarafından Yapılan Ortak Açıklama

10
Eki'07
22:00

Ekonomik ve Sosyal Konsey'in Hükumet-dışı kanadını oluşturan kuruluşlardan TOBB, TİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, TÜRKİYE KAMU-SEN, TESK ve TZOB olarak, "yeni anayasa" çalışmalarına katkı vermek üzere daha aktif davranma kararı almış ve bu kararı 25 Eylül 2007 tarihinde kamuoyuna ortak bir açıklama ile duyurmuştuk.

Bu açıklamamızda, Hükümetimizi de Anayasa yapım sürecine katkı sağlanması için tüm toplum kesimlerini bilgilendirmeye çağırmıştık. Dün (9 Ekim 2007) düzenlediğimiz bir toplantıda, Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek, "yeni anayasa" hazırlık çalışmaları konusunda bizleri bilgilendirmiştir. Kendisine teşekkür ediyoruz. Biz de, yaklaşımlarımızı Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek'e aktardık.

Ülkemizin, dünyadaki gelişme yarışındaki pozisyonunu asla yeterli göremeyiz. Türkiye'nin dünyadaki yerini ve rolünü layık olduğu düzeye yükseltmek için tüm yönetsel, ekonomik, sosyal vb. sistemlerimizi reforma tabi tutmalıyız.

60 ncı Hükümet tarafından öngörülen Yeni Anayasa da bu kapsamda değerlendirilmeli ve ülkemizin dünyadaki çok hızlı değişime başarıyla uyum sağlaması amaçlanmalıdır.

Bu nedenle yeni Anayasa yapım sürecine herkesin katkı yapmasının bir yurttaşlık görevi olduğunu düşünüyoruz. Biz Ekonomik ve Sosyal Konsey�in sivil kanadını temsil eden sosyal taraflar ve meslek kuruluşları olarak, yeni anayasanın üzerine bina edileceği temel ilkeler üzerinde çalışacağımız bir tartışma platformu oluşturuyoruz.

Amacımız yeni bir anayasa taslağı oluşturmak değil, yeni anayasamızın dayanması gereken temel ilkeler üzerinde en geniş uzlaşmayı temin etmektir. Dolayısıyla, toplumsal uzlaşmanın kurumsal altyapıya kavuşmasını fevkalade önemsiyoruz.

Biz, bir eylem planı dâhilinde bu ortamın oluşmasına katkı sağlayacağız. Gerçekleştireceğimiz atölye çalışmalarıyla, ülkenin her yerinde, toplumun tüm kesimlerini sürece dâhil etmeye çalışacağız.

Ayrıca, başta TBMM olmak üzere tüm siyasi partileri, üniversiteleri, meslek kuruluşlarını, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını, medyayı çağdaş bir Anayasa için katkı yapmaya çağırıyoruz.

TBMM ve Hükümetten beklentimiz, anayasa yapım sürecinin şeffaf hale getirilmesi ve bu çerçevede izlenecek yol haritası konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesidir.

Yeni anayasa yazma sürecinin ayrışmaya değil, birleşmeye vesile olması gerektiğine inanarak herkesi üzerine düşeni yapmaya davet ediyoruz.

Anayasa, bir toplumsal sözleşmedir, tüm toplum kesimlerinin mutabakatını temsil eder. Farklı toplum kesimlerinin duyarlılıklarını dikkate alacak bir ortam oluşturularak, değişikliklerin toplumsal uzlaşı halinde yapılması sosyal dengelerin sağlanması açısından faydalı olacaktır.

Bu vesileyle bizler, son günlerde yaşanan vahşi terör eylemlerini şiddetle kınıyoruz.

Türk milletine taahhüt ediyoruz ki: Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Milletimizin birliğini ve dirliğini hiçbir iç ve dış mihrak bozamaz.

Tarihi dostumuz ve stratejik ortağımız olarak bildiğimiz ABD'nin Temsilciler Meclisinde ele alınacak sözde Ermeni soykırımı karar tasarısının kabulü, milletimize karşı vahim bir tarihi haksızlık oluşturacak; aynı zamanda Türk-Amerikan ilişkilerinin asla onarılamayacak bir sürece girmesine yol açacaktır. Biz, ABD Temsilciler Meclisini sağduyuyla hareket etmeye davet ediyoruz.

[ ^ yukarı çık]

Yeni Bir Anayasa İhtiyacını Çok Net Olarak Görüyoruz

25
Eyl'07
08:00

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TİSK Genel Başkanı Tuğrul Kudatgobilik, TÜRK-İŞ Başkanı Salih Kılıç, HAK-İŞ Başkanı Salim Uslu, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken ve TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar Türkiye'de tartışılan konular üzerinde, katılımcılarla birlikte kamuoyuna ortak açıklama yapmak için bir araya geldiler.

Açıklamada sivil toplum kuruluşları olarak ''yeni bir anayasa ihtiyacınının'' çok net olarak görüldüğü bildirdi.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından yapılan ortak açıklama şöyle:

Sizleri, Ekonomik ve Sosyal Konseyin hükümet dışı kanadını oluşturan 8 meslek kuruluşu ve sendika adına saygıyla selamlıyorum.

Bugün Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’na önceki Genel Başkanın milletvekili seçilmesi nedeniyle boşalan Genel Başkanlığı’na seçilen Sayın Bendevi Palandöken Bey arkadaşımıza hayırlı olsun dileklerimizi iletmek ve desteklerimizi belirtmek amacıyla ziyarete geldik.

Bendevi Bey’e sizlerin huzurunda da başarılar diliyor ve müşterek çalışmalarımıza yapacağı katkılara şimdiden teşekkür ediyoruz.

Ekonomik ve Sosyal Konseyin sivil kanadını 8 sivil toplum örgütümüz oluşturmaktadır. TOBB, TİSK, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, KAMU-SEN, TESK ve TZOB olarak bizler daha önce kendi aramızda çağdaş bir Anayasa çalışmalarına katılmak ve katkı vermek üzere daha aktif olma kararı almış ve bu amaçla arkadaşlarım bu görevin koordinasyonunu şahsıma tevdi etmişlerdi.

Bugün Bendevi Beyi ziyaretimiz vesilesi ile bu hususu da görüştük. Ekonomik ve Sosyal Konseyin Hükümet-dışı kuruluşlarını temsil eden meslek kuruluşları ve sendikalar olarak daha önce aldığımız prensip kararı çerçevesinde çağdaş bir anayasa için değişikliğin sağlanması amacıyla bir eylem planı çerçevesinde çeşitli aktiviteler yürütmeyi kararlaştırdık.

21. yüzyılın ilk yedi yılını geride bıraktığımız bu dönemde, dünyamız daha önceden hayal bile edilemeyecek bir değişime tanık olmaktadır.

Bilişim, ulaşım ve iletişim teknolojileri ile genetik ve nano teknoloji alanlarında devrim niteliğinde bilimsel değişiklikler gerçekleşmektedir.

Üretim sürecinin kendisi de olmak üzere mal ve hizmetler ile üretim faktörleri uluslararasılaşmaktadır. Böylece, küreselleşme giderek hız kazanmakta, bireyden aileye, işletmelerden devlet organizasyonlarına kadar her türlü yapıda köklü değişimler gerçekleşmektedir.

Kısacası, tüm sosyal, iktisadi, siyasi ve hukuki düzen ve sistemler değişmektedir. Bu değişim sürecinde küresel rekabet acımasız hale gelmektedir. İşletmelerimiz ile çalışanlarımızın bu küreselleşme sürecinden azami fayda elde ederek çıkması bizler için yaşamsal önemdedir.

Bulunduğumuz bu noktada Türkiye bir tercih yapmak zorundadır.

Biz, ya değişen koşullara uyarak güçlü, zengin, sözü geçen, etkili bir ülke olacağız, ya da kaybedenler safına gerileyeceğiz.

Bu değişimin birinci basamağı ise çağdaş bir Anayasadır. Yapılacak reformların en başında yeni bir Anayasa gelmektedir.

Biz sivil toplum kuruluşları olarak yeni bir Anayasa ihtiyacını çok net olarak görüyoruz.

Bu nedenle yeni Anayasa yapım sürecine de herkesin katkı yapmasının bir yurttaşlık görevi olduğunu düşünüyoruz. Biz Ekonomik ve Sosyal Konseyin sivil kanadını temsil eden meslek kuruluşları ve sendikalar olarak, çağdaş Anayasa için bir tartışma platformu oluşturacak ve öneriler paketi hazırlayacağız.

Ayrıca, başta TBMM olmak üzere tüm siyasi partileri, üniversiteleri, meslek kuruluşlarını, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını, medyayı çağdaş bir Anayasa için katkı yapmaya çağırıyoruz.

Anayasa, bir toplumsal sözleşmedir, tüm toplum kesimlerinin mutabakatını temsil eder.

Farklı toplum kesimlerinin duyarlıklarını dikkate alacak bir ortam oluşturularak, yapılacak değişikliklerin toplumsal uzlaşı halinde yapılması sosyal dengelerin sağlanması açısından faydalı olacaktır.

Hükümetimizi de Anayasa yapım sürecine katkı yapması için tüm toplum kesimlerini bilgilendirmeye çağırıyoruz. Ayrıca, Hükümetten süratle Ekonomik ve Sosyal Konseyi toplantıya çağırmasını ve Anayasa değişikliğini Konseyin gündemine getirmesini bekliyoruz.

Gazetecilerin Soruları

Ortak basın açıklamasının ardından Palandöken ile Hisarcıklıoğlu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin ''Anayasayı hazırlayanlar, Kemalizmin bir ideoloji olduğunu ve taslakta yer almaması gerektiğini söylüyorlar'' demesi üzerine Palandöken, Anayasa taslağına ilişkin hazırlanan metnin halen ellerine geçmediğini, taslak üzerinden konuşulduğunu belirtti ve ''Ama tahmin ediyorum ki öyle bir kaygıya mahal verecek toplumsal uzlaşıyı kavrayamayacak bir terimin olması mümkün değil. Onun için tam manası ile bu taslağı görüp öyle bir değerlendirme yapacağız. Toplum geriliyor, çünkü ortada bir şey yok'' diye konuştu.

Hisarcıklıoğlu, ''Anayasa tartışmaları ile birlikte türban konusu yeniden tartışıldığını belirten bir gazetecinin, ''Türban konusu çok mu büyütülüyor'' sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:

''Biz burada, toplumun tüm kesimlerinin bir araya geleceği bir tartışma platformu oluşturacağız. Burada oluşacak görüşleri zaten bir demet halinde hem sizlerle hem TBMM ile ki bunun birinci adresi odur. TBMM ve siyasi partilerle sonuca ulaştıracağız. Biz bunu yaparken sadece Ankara'da kendi merkezlerimizde değil, bütün bölgeleri, sadece kendi örgütlerimizi değil, örgütlü olan toplumu değil, tüm örgütleri bu sürece katkı yaparak, bir anayasa hazırlanması sürecine katkı sağlamak istiyoruz.''

Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye'nin temel değerlerinden olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

''Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkenin kurucusudur. Bunu kimsenin silmeye gücü yetmez. Onun için bu tip boş hayal ve kaygılardan herkesin kurtulması lazım. Türkiye'nin vazgeçemeyeceği unsur; demokratik, laik, sosyal hukuk devleti. Bu değiştirilemez madde. Bu konuda kimsenin kaygıya düşmemesi lazım. 21. yüzyıldayız. Bunları kimse değiştirme niyeti güdemez. Bunları değiştirerek de bir yere gidemeyiz.

Biz 21. yüzyılı yakalamak mecburiyetindeyiz. 21. yüzyılda lider Türkiye mi olacağız, yoksa arkadaki Türkiye mi olacağız. Tercih bizim. Bu sürece hepimiz katkı yaparak, Türkiye'yi dünyanın ekonomik anlamda lideri olan bir ülke konumuna getirmek istiyoruz. Çalışanı ile çiftçisi ile tüccarı ile sanayicisi ile hep beraber bizim amacımız bu. Bu durumda toplumu kamplara bölecek, kutuplaşmalara yol açacak bir şeyin içinde burada oturan kimseyi göremezsiniz. Biz toplumun bir araya gelmesinin dışında bir noktada birleşemeyiz. Biz toplumun kamplara bölünmesinden rahatsızız.''

[ ^ yukarı çık]